Afrika’da çalışan bir Antropolog, bir kabilenin çocuklarına oyun oynamayı önerir ve ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşanın ödülünün o meyveleri yemek olacağını söyler. 

Onlara: “Hadi, şimdi başlayın birinci olan ödülü alacak” der.

O anda bütün çocuklar el ele tutuşur, koşup ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar.

Antropolog neden böyle yaptıklarını sorduğunda şu yanıtı verirler; Bu “Ubuntu” dur. Nasıl olur da diğerleri mutsuzken birimiz o ödülü yiyebilir ki? Oysa biz ubuntu yaparak hepimiz yedik.” Ubuntu; bizim dilimizde “Ben, biz olduğumuz zaman ‘ben’im” demek.

Bu kavramla iş yerinden bir arkadaşım sayesinde tanıştım. Geçen gün bana bir fotoğraf gönderdi. Ubuntu’nun ingilizce ve kısa bir açıklaması yazıyordu. Merak edip araştırdığımda o kadar güzel bir anlam karşıladı ki beni, sizlerle de paylaşmadan edemedim.

Ubuntu, insanların birbirlerine olan bağlılıklarına ve ilişkilerine odaklanıyor. Hümanist bir felsefe ve klasik bir Afrika anlayışı olarak tanımlanıyor. Kelimenin karşılığı ‘insanlık’ olarak geçiyor. Başkalarına karşı merhametli, şefkatli, iyiliksever olmak gibi insani değerleri esas kabul ediyor. En önemlisi de ‘ben’ yerine ‘biz’ olabilmeyi hedefliyor.

Sloganı da: “Ben, ben olduğum için sen, sensin.”

  • Desmont Tutu Ubuntu’yu şöyle açıklıyor: Ubuntu’ya inanan bir insan diğerlerine açıktır, diğerlerine olumludur, diğerleri iyi ve yetenekli olduğunda tehdit altında hissetmez, onun daha büyük bir bütünün parçası olduğunu bilmekten gelen bir özgüveni vardır ve diğerleri aşağılandığında, küçük düştüğünde, zulüme uğradığında ya da ezildiğinde kendini de aşağılanmış hisseder.”
  • Nelson Mandela da yaşam felsefesinin “Ubuntu” olduğunu ifade ediyor ve ekliyor, “Bir ülkeden geçen bir seyyah bir köyde durur, yiyecek ya da içecek istemesine gerek yoktur. O köyde durduğunda köylüler ona yiyecek verir, onu ağırlar. Bu Ubuntu’nun bir sonucudur. Ubuntu, insanların kendilerinin bizzat zenginleşmemesi gerektiği anlamına gelmez. Aksine zenginleşirken başkalarının da zenginleşmesine yardımcı olmaktır. Burada asıl mesele şudur: Etrafındaki topluluğun daha iyi konuma gelmesi için de, kendimiz için yaptıklarımızı , başkaları için de yapıyor muyuz?” sorusunun peşinden gitmektir.”

Gülümsemek İçin Mutlu Olmayı Bekleme‘ yazımda da olduğu gibi yine eski zamanları andım bu yazımı yazarken… Eskiye dönmek değil ama eski de kalan güzel şeyleri de hatırlamak/hatırlatmak gerek bazen… Rekabetin, bencilliğin, bireyselciliğin hızla yükseldiği günümüzde, eski günlerdeki gibi ‘biz’ olarak hareket edebilmeyi diliyorum.

”Eğer paylaşmayı bilirseniz, ekmeği paylaşmak, ekmekten daha lezzetlidir.” Necip Fazıl Kısakürek

Necip Fazıl’ın bu güzel sözünden sonra bana söz söylemek düşmez.

Ubuntu Felsefesi ve insanlık üzerine izlediğim çok güzel bir video var. Onu da aşağıya bırakıyorum. İyi seyirler:)

Chris Abani: Başka insanlar olmadan, insan olmamız mümkün değil.