Bugün yeni bir şey öğrendim. Türkçe’de karşılığı yok, almanca bir kelime: Schadenfreude! Başkalarının yaşadığı talihsizliklerden, başarısızlıklardan, üzüntülerden mutlu olan insanlar için kullanılıyormuş. İmrenme ve kıskançlık arasında bir şey de diyebiliriz. Bu durum sosyal kabul görmediğinden genellikle saklanıyor, inkar ediliyormuş.

Yapılan bir araştırmada, katılımcılara başlarına kötü bir şey gelen insanlar gösteriliyor ve yanak kasları makineyle takip ediliyor. İnsanlar “vah vah, üzücü” gibi kelimeler kullanıyor. Fakat çoğunun yanak kaslarının gülümseme şeklinde belirsizce kasıldığı bulunuyor.

Peki sizce schadenfreude neden oluşur? Bir insan başka bir insanın acısından, üzüntüsünden, başarısızlığından neden ve nasıl mutluluk duyar?

Bu sorunun cevabını Almanlar açıklayadursun, shadenfreude aslında hepimizin yaptığı bir şey olmaktan fazlası değil.

Konuyla ilgili www.yakiniliskiler.com tarafından yapılan kapsamlı bir araştırmayı da aşağıda sizler için paylaşıyorum.

Araştırmalara göre 4 yaşındaki bir çocuk, bir diğer çocuğun çamura düşmesine gülüyor; eğer çamura düşen çocuk, kendi arkadaş grubunun oyuncaklarını bozan türde bir çocuksa, çamura düşmesini görmekten daha da fazla zevk alıyor. 7 yaşından itibaren ise çocuklar, bir oyunda berabere kalmaktansa, rakiplerinin kaybetmesi durumunda oyundan daha fazla zevk almaya başlıyorlar. 2013 yılında yapılan en güncel araştırmalardan birinde, çocuklar kendileriyle aynı yemek zevkine sahip olmayan kuklalara zarar verilmesini izlemeyi kendileriyle aynı yemek zevkine sahip kuklalara zarar verilmesini izlemeye tercih ediyorlar. Bütün bu araştırmalar schadenfreude’nın aslında kompleks bir duygu olduğunu ve çok erken yaşlarda gelişmeye başladığını bize gösteriyor.

Başkalarının başına gelen kötü şeylerden zevk almanın ilk koşulu insandışılaştırma (dehumanization).  İnsandışılaştırma deyince her ne kadar korkunç senaryolar aklımıza gelse de aslında hepimizin yaptığı bir şey olmaktan fazlası değil. İnsanlar kendi gruplarını diğer gruplara kıyasla daha insancıl özelliklere sahip olarak görme eğilimindedirler.

Schadenfreude’nın kökeninde farklı koşullar yatmaktadır. Bunlardan biri başına talihsizlik gelen kişinin talihsizliğinden çıkar sağlamaktır. İnsanlar kendileri ve diğerlerini ben ve öteki, kendi-grubum ve yabancı-grup olarak kategorilere ayırmaya yönelik doğal bir eğilime sahiptirler. İnsanlar kendilerini güçlü bir şekilde bir gruba ait hissettiklerinde grup çıkarlarını, kişisel çıkarlarından üstün tutmakta sorun görmüyorlar. Dolayısıyla yabancı grubun başına gelen talihsizlik, kendi grubuna bir çıkar sağlıyorsa, schadenfreude oluşabiliyor. Bir diğer koşul ise başına talihsizlik gelen kişinin veya grubun bu talihsizliği hak etmiş olması. Hak etme durumundaschadenfreude duygusu, kişide evrensel simetri ve denge durumuna ulaşmış olmaktan zevk almak olarak açıklanıyor. Schadenfreude’nın kökeninde bulunan en önemli sebep ise imrenme duygusu çünkü imrenme ve schadenfreude aynı duygu karışımlarından oluşuyorlar: kendini aşağıda görme, karşı tarafa düşmanlık ve kin. Yine schadenfreude ve imrenme hissedildiğinde, ikisi de aynı duygulara yol açmaktadır: suçluluk, utanç, bastırma ve özlem.

Ne kadar inkar edersek edelim, hepimiz bazen diğerlerinin başına gelen kötü şeylerden veya onların talihsizliklerinden zevk alıyoruz. Bu da bize Schadenfreude duygusunun aslında ne kadar yaygın ve doğal ama aynı zamanda, sosyal olarak onaylanmadığı için, bir o kadar da saklamamız gereken bir duygu olduğunu tekrar hatırlatıyor.